BUGÜN BÜYÜK ADADAYDIK

BUGÜN  BÜYÜK ADAYA GİTTİK MEĞERSEM ÖZEL GÜNÜ İMİŞ AMAN ALLAH'IM NE KADAR KALABALIKTI YOKUŞTA ÇOK YORULDUK İNŞALLAH DUALARIMIZ KABUL OLUR....

Her şey yokuşun başında başladı...

İstanbul'un güneyindeki Büyükada'da bulunan tarihî Aya Yorgi Kilisesi'ne özellikle yılda iki kez, dünyanın uzak yerlerinden pek çok insan akın ediyor. FOTOĞRAFLAR: TEZCAN KILDIRAN
Her şey yokuşun başında başladı

Genç çoban önceki gece rüyasında gördüğü Yorgi'nin sözlerini düşünüyordu.

Yorgi ona tepeye yürü demişti.

Ve çoban yürüyordu.

Ayakları çıplak ve hiç konuşmadan

Sadece adım atıyordu…

Genç çoban zil sesi duyduğu yeri kazacak ve kutsal ikonaları bulacaktı.
Adımlar devam ediyordu.
Çoban yürüdü, yürüdü, yürüdü

İstanbul'un güneyindeki Büyükada'da bulunan tarihî Aya Yorgi Kilisesi'ne özellikle yılda iki kez, dünyanın uzak yerlerinden pek çok insan akın ediyor. FOTOĞRAFLAR: TEZCAN KILDIRAN İstanbul'un güneyindeki Büyükada'da bulunan tarihî Aya Yorgi Kilisesi'ne özellikle yılda iki kez, dünyanın uzak yerlerinden pek çok insan akın ediyor. FOTOĞRAFLAR: TEZCAN KILDIRAN








    Izdırap yokuşu sona eriyordu.
    Yokuşun başında başlayan     bilinmezlik, Aya Yorgi'nin     görüntüsüyle yerini heyecan ve     umuda bırakıyordu.
   Artık adanın tepesindeydi.

Manastırın yanına gelmişti.
Tüm Prens Adaları ve Konstantinopolis ayaklar altındaydı.
Ve o ses kulakları çınlatıyordu…


Aya Yorgi
Bir aziz, bir insan, bir kilise ve bir umut.
Her 23 nisan ve 23 eylülde binlerce insanın ellerini açıp Tanrı'ya yalvardığı ve dilek dilediği mabet, Izdırap yokuşunun sonundaki Tanrı evi.


Aya Yorgi'de yanan her mum inancın göstergesiydi.
Ateşle birleşen mum ruhları aydınlatıyordu.
Mumdan çıkan dumansa insan ruhundaki karanlıkları yok ediyordu.
Her kim ızdırap yokuşundan çıplak ayakla yürüyüp Aya Yorgi'ye gelirse ve Tanrı'dan tüm yüreğiyle isterse istediği gerçekleşecekti...
Er ya da geç...


İstanbul'un güneyindeki Büyükada'nın tepesinde bulunan Aya Yorgi Kilisesi, her yıl nisanın ve eylülün yirmi üçünde binlerce insan tarafından ziyaret ediliyor. Büyükada'nın Yüce Tepesi'ndeki tarihî Aya Yorgi Kilisesi, efsaneleri ve hikâyeleriyle yerli-yabancı, Müslüman ve gayrimüslim sayısız insanın ilgisini çekiyor.

Özellikle yılda iki defa kimileri dua etmek, kimileri ise dileklerinin gerçekleşmesi için dünyanın çok uzak yerlerinden Aya Yorgi Kilisesi'ne akın ediyor.

Efsaneye göre Aya Yorgi Kilisesi, Prens Adaları'nın en büyüğü olan Büyükada'nın en yüksek tepesi Yüce Tepe'de 6. yüzyılda, Bizans döneminde yapılmış. O dönemde Yorgi'nin (Aziz Yoryeus) adını alan kilise, 4. Haçlı Seferi sırasında yağma edilerek yakılıp, yıkılmış. Bu olay sırasında kilise rahipleri, Haçlıların eline geçmemesi için Aya Yorgi ikonasıyla adak çıngıraklarını toprağa gömmüşler; yağmurdan korumak için ise kutsal masayı üzerine kapatmışlar. Böylece adanın tepesindeki efsane başlamış. Bu olaydan altı yüzyıl sonra Aziz Yoryeus, adada yaşayan bir çobanın rüyasına girmiş. Aziz Yoryeus'u üç gece üst üste rüyasında gören çoban, adanın tepesine, Aya Yorgi Kilise'sine doğru yürümüş. Çobana, bastığı bir yerde zil sesi duyacağını ve burayı kazdığında kutsal ikonaları bulacağını söyleyen Yoryeus haklı çıkmış ve genç çoban, zil sesini duyması üzerine toprağın içinden altı yüzyıl sonra kutsal ikonaları ve adak çıngıraklarını çıkarmış.

Adanın tarihine baktığımızda, özellikle son elli yılda Aya Yorgi Kilise'sine olan ilgi günden güne artıyor. 23 Nisan ve 23 Eylül sabahları vapurların hınca hınç dolmasıyla başlayan heyecan, Aya Yorgi Kilise'sine giden yokuşun başında daha da artıyor. Hiçbir ulaşım aracının kullanılmadığı bu eğimli ve uzun yokuşta insanlar hem yürüyor, hem de dileklerinin gerçekleşmesi için çalılara ipler ve bez parçaları bağlıyor. Öğle vakti kalabalık o kadar artıyor ki sadece kiliseye girmek bile ziyaretçilerin saatlerini alıyor. Yakılan mumlar, dilek kutusuna atılan kağıt parçaları, gümüş panoya yazılan yazılar, çalılara bağlanan bez parçaları... ve daha birçok umudu gerçekleştirme çabası...

Kilise rahipleri asılan bezlere anlam veremeseler de, var olan ve her yıl daha da büyüyen ilgi nedeniyle mutlular. Belki de Aya Yorgi'nin efsanesi yokuşun başından tepeye yürümede saklı. Tıpkı yüzlerce yıl önceki genç çoban gibi...

Her şey yokuşun başında başladı.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !